Evde, kendi kendime
kurguladığım derin, anlamlı ve farklı ilişkinin bir sonucu ile yine karşı
karşıyayım. Elimde annemin hazırladığı kahve ile hayatıma çok büyük anlamlar
katan birkaç filmin afişine göz atıyorum. Sanki yaşam bana, yaşanmamış ne varsa o filmlerde saklı diyor ve öylece kıskanıyorum o filmleri…
Hayat bazen sıradan günlerden ibaretti benim için ve sıradan
bir filmin sıradan bir sahnesi gibi mutlu, hüzünlü, neşeli, acılı her türlü
duyguyu barındıran eylemlerden oluşuyordu. Kendi dünyamda, kendimle
ilgilenirken çok sevdiğim halde iyi şarkı söylemediğimin farkına varmak, ya da şarkı
sözü yazamamak gibi eylemleri gerçekleştirmiyordum.
Her günün bir öncekinin tekrarı olduğu günlerde elime
mikrofonu alır, kayıtlar yapardım sevdiğim şarkılar üzerine. “Ah bir eğitimim
olsa her şey daha güzel olacak” diye düşünürdüm.
Sonra 12 yıldır biriktirdiğim hikayelerimi gün yüzüne
çıkarma isteğimin her yıl olduğu gibi yine depreştiğini fark ederdim. Müsvette kağıtlar
üzerinde oynardım onlarla, daha iyi nasıl anlatırım diye. Aldığım notlarda aşklarımı,
pişmanlıklarımı, sevinçlerimi, hüzünlerimi görür; keşkelerimi bir kenara bırakır ve tadını çıkartırdım yaşadığım hayatın.
Sonra sıra, bana maziyi, eskiye dair ne varsa hatırlatan o iki büyük kutuya gelirdi. Saçma sapan
zamanlarda aldığım ufak notlar, eski sevgililerime ait küçük eşyalar, gezip
gördüğüm yerlere ait birkaç fotoğraf ve kartpostal beni her defasında farklı
boyutlara taşırdı. O kutudan çıkan bir sürü fotoğraf, hem gülümsememi hem de gözyaşlarımı
beraberinde getirirdi.
Aynı kutudan çıkan beni 90’ lı yıllara götüren ufak notlar
gözüme çarpıyor. Dans ettiğim dernek ile çıktığım yurt dışı gezilerimden
birinde aldığım notlar bunlar. Roma’ da şehir turu attığımız otobüsü
kaybettiğimizde aldığım korku dolu anları yazdığım notlar. Şimdi okuması gayet
keyifli gelen ama küçük yaşta olmanın verdiği tedirginlikle yazdığım duygu
yoğunluklarım. Arkadaş ve dostça gayet keyifli geçen seyahatler, her geçtiğimiz
şehrin üzerimizde bıraktığı etkiler, hepsi bu kutuda saklıydı.
Ve ben o kutuyu her açtığımda hiç bıkmadan aynı duyguları
tekrardan yaşıyordum.
Hiçbir zaman bir üst evresine geçemediğim aşklarımın,
elinden tutup götürmeye cesaret edemediğim sevgililerimin ardından yazılmış
notlarımla karşılaştığımda, illa ki bana öğrettikleri ya da bilinçli bilinçsiz söyledikleri
bir şeylerin bana aslında çok şeyler
katmış olduğunun farkına varmak ve bir o kadar da benden bir şeyler götürmesi
galiba hayatın ta kendisiydi.
Yeniler, eskiler, arkadaşlar, dostlar sevgililer, bazen
hepsini birilerine benzetir ve “ sen bilmem kime benziyorsun” larla kendi
benliğimizi oyalarmışız. Bana bir şey öğretemeyen birilerinin günün birinde bir
başkası olarak tekrar hayatıma girdiklerini ve ikinci kez aynı şeyleri öğretmek
için savaştıklarını hep düşünmüşümdür. Galiba bu yüzden o insanları daha
önceden tanıdığımız insanlara benzetmelerimiz.
Bir sevgilim olsa ve ben ona çocukluk düşlerimi anlatsam,
sokaklarda gece yarılarına kadar oynadığım zamanları, bisikletimden her
düştüğümde dizlerimde açtığım yaraları, zillerine basıp kaçtığım evlerden çıkan
teyzelerin bağırışlarını, radyodan istek parça istemek için ev telefonunu
saatlerce meşgul etmeyi, sokakta yaptığımız maçları, ailecek gidilen açık hava
sinemasında izlenilen ilk filmleri,
ben küçükken ile başlayan tüm cümleleri
kursam ona ve sonra çocukluğumu uğurlayıp bugüne dönsek, yaşadığım aşklara, sevinçlere, kırgınlıklara, küslüklere ve kıskançlıklara daha iyi olmaz mıydı?
Çok ufakken inandığım çocukluk kahramanlarımın aslında hiçbir zaman gerçek olmadığını öğrenmek bana çok acı vermişti. Zamanla buna alışıp hayatıma
devam etmem gerektiğini anladığımda her şey çok daha farklıydı. Yine de, şu an bile bir sevgilim olsa, saatlerce süren bir sevişmenin ardından sabahın köründe o çizgi filmleri izleyebilmek için benimle birlikte güne başlamasını dilerdim ve geceden başucuma koyduğum bir bardak suyu paylaşabilmeyi...
Keşke çok sevsek ve sevilsek, elinden tutsak hayatlarımızın, gözlerimizi kapatarak güven içersinde yürüyebilsek; küçükken dinlediğimiz o büyülü masalları, şimdi içimizde büyüyen aşklarımızla yeniden beraber yazabilsek…